Türkan Saylan'ın Cenazesiyle İhtilafım!


Cenazelerin özel yaşam olduğuna inanıyor ve yaşamın sonuna dair bu ritüelin tümden sevgi içermesine verdiğim öneme sizlerin de dikkatini çekmek istiyorum.

Türkan Hoca’nın ölümüne üzüntü duymamak mümkün mü? Asla değil… Ama kendisine ait son özel yaşam diliminde daha aklı selim şekilde üzülmenin doğru olacağına inancım tam.

İnsanların Türkan Hoca’nın cenazesi üzerine yemin etmelerini, intikam alacaklarını beyan etmelerini yaşanan acının büyüklüğüne vermek gerekse de bu insanların neden O yaşarken bu yeminleri bu kadar çok etmediklerini, “fanatik” olmadıklarını, bu kadar duygusal ve özenli olmadıklarını sorgulamadan duramadım.

Bunların, Türkan Saylan’a sığınanlar olmaktan öteye gidemeyeceklerini, Türkan Hoca’nın ardından başka bir lider bekleyeceklerini, bu sefer de ona sığınacaklarını ve her ihtilafın hallini ondan bekleyeceklerini hissediyorum.

Hoca’nın da benim gibi düşündüğünden, cenazesinin, aşığı olduğu laikliğin propagandasına çevrilmesinden, toprağa gömülürken seyredilmekten rahatsız olacağından eminim. Kendi söylemlerimiz için Türkan Hoca’nın son yolculuğunu kullanmak…

Türkan Hoca demişti ki; “İnsan olalım, insan olarak kalalım. Hayatım boyunca kimseyi azarlamadım. Yüksek ses duyduğumda ağlarım.”

Bu düsturun, laiklikten çok önce içimize işlemesi gerektiği aşikar. Hal böyle olsaydı, Başbakan “Kasımpaşalı” lığa soyunmasaydı, toplumda var olmayan ihtilafları pişirip önümüze koymasaydı zaten bugün Cumhuriyetle ilgili sorunumuz olmazdı.

Ben bugün laiklik, hukuk mu guguk mu meselelerini konuşmak istemiyorum. İntikam alma tarzı konuşmalara katılmıyorum. O’na yapılan haksız suçlamalardan hiç bahsetmeyeceğim. Devlet’in Hoca’dan özür dilemesini bekleyenlere gülüp geçeceğim.

Ben bugün Türkan Saylan’ın aşk mektuplarına olan bağlılığından, aşka olan saygısından, aşktan insanca aldığı zevkten bahsetmek istiyorum. İnsana olan saygısını yad etmek istiyorum. Cüzzamla yaşadığı ihtilaftan, eğitimle yaşadığı ihtilaftan nasıl başarılı çıktığını anmak istiyorum.

Vasiyet ediyorum, benim cenazem benim hakkımda olmalı.

Ardından çok çok dualar edildiğini ve benim dualarıma ihtiyacı olmadığını biliyorum ama ben kendimce duamı Türkan Saylan’ın ardından da burada edeyim.

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı


Ben de hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce o gemide yol almalıyım.
Ardımdan mendil sallanmamalı.
Cenazeler böyle daha anlamlı.   

http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=42273&catid=32

Yorumlar