Aksaray’da üç çocuk yalnız yaşayan bir kadını dövmüş, sırayla tecavüz etmiş, yine dövmüş, üzerine sırayla işemiş, parasını ve silahını gasp etmişler. Suçlarını kabul eden çocuklar tutuklanarak ceza evine konmuşlar.
Çocuk uzmanları bu durumda, “suçlu çocuk” kavramını kabul etmiyoruz, “suça itilmiş çocuk” diyeceksiniz, desinler ben de güleyim.
Çocuklar 14-15 yaşlarındalar. Bu yaşa kadar neyin suç neyin aferin olduğunu öğrenemedilerse, bunda toplum suçlu, devlet suçlu ve tabii aile suçludur. Peki, çocukta hiç suç yok mu? Suç işlemek, öğrenilen bir davranış mı, vicdan meselesi mi, öfke veya diğer türlü (yemek ve seks konusunda seçici olamamak gibi) dürtü kontrolsüzlüğü meselesi mi yoksa “zavallı çocukların” yaşadıkları travmaların dışa vurumu mu bunu başka bir yazıda tartışalım. Benim tutumum, suça itilmiş çocuk da, nereye kadar yani şeklinde.
Haberde dikkatimi çeken başka bir konudan bahsetmek istiyorum. Olguda bir de kadın komşu rolü var. Bu komşu bilmeden suça iştirak etmiş bir komşu. Nasıl mı?
Tecavüze uğrayan, darp edilen, gasp edilen kadının komşusu olayı duyduğunu ancak korkusundan dışarı çıkamadığını belirtmiş. Demiş ki, “A.K., 4 yıldır mahallemizdeki tek katlı evde oturuyordu. Çocuğu olmamış. Kocasından 4 yıl önce ayrılmış ve mahallemize taşınmıştı. Gece, A.K.’nin evinden çığlıklar geldi. Korktuğum için dışarı çıkamadım. Sonra sesler kesildi. Saat 02:00 sıralarında kapım çaldı. A.K. çırılçıplak karşımdaydı. Hemen içeri aldım. Vücudu mosmordu. Her yerine vurmuşlardı. Isırık izleri vardı. Islaktı. Tecavüze uğradığını söyledi. Polisi aradık.”
Komşu kadına zahmet olmuş tabii!.. Ne desek az…
Yalnız bir kadının evinden çığlıklar geliyor. Az değil 4 senedir yüz yüze bakılıyor bu dul kadınla. Komşu korkuyor ve eline telefonu alıp polisi aramıyor.
Şimdi komşu var, komşu var mı demeliyiz yoksa ADAMLARDA (AB’den bahsediyorum) kanun var mı demeliyiz.
Bizim komşu çığlıklardan korkmuş ve polisi aramamış. Kadının başına binbir bela gelmiş.
Bu durumda komşunun sadece bilinçsizliğinden, korkaklığından ya da vicdansızlığından bahsedip geçeceğiz. Yargıçlar dahil kimse bu komşuya “hop kardeşim” demeyecek. Komşu kınanmayacak bile…
Ancak gel zaman git zaman, bizim de bir kanun maddemiz var. Bu kanun maddesi diyor ki, “SIKIYSA MAHALLENİZİN MUHTARI OLMAYIN.”
Yeni Türk Ceza Kanunu Madde 278’den bahsediyorum. Madde 278. (1), “İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Suçu bildirmeme başlıklı bu maddenin gerekçesine göre, “Barış esasına dayalı hukuk toplumunda yaşama hakkına sahip olan herkes, toplum barışını bozucu nitelik taşıması dolayısıyla devletten suç işlenmesinin önlenmesini ve suçluların cezalandırılmasını talep hakkına sahiptir.”
Hakların olduğu yerde boşuna inat etmeyin sorumluluklar da vardır. Buna rağmen basın, sağlık ve hukuk mensupları bu maddeden rahatsızlık duymuşlardır. Olsun…
Kamu vicdanı değişecek ve bizim komşu bir daha sefere komşusuna tecavüz edilirken duyduğu çığlıkları mutlaka polise haber verecek. Aksi durumda bizim komşu kanunla ihtilafa düşmüş olacak. Tecavüze uğrayan kadının, çığlıklarını duyup da polise bildirmeyen komşusundan tazminat talep etme hakkı doğacak.
Bu ne zaman mı olacak? Kanun müsait ve/fakat yurttaş bu maddeden haberdar değil. Ayrıca biz de soru soran, araştıran, merak eden, suçu bildirenlere hala “mahallenin muhtarı mısın” diye kızarlar ve daha da ileri gidip ispiyoncu damgası vururlar.
Ben söylemiş olayım; komşunuza tecavüz edilmekte olduğunu duyduğunuzda mutlaka polisi arayın. Mahallenin muhtarı olun yoksa ceza alırsınız. Bu komşu ben olursam size bir de manevi tazminat davası açarım…
Haberiniz olsun.
Yorumlar