Minimalizm kanıma işlemiş. Evimin dekorasyonundan tutun, giyimime kadar. İnsan ilişkilerimde bile kendini ortaya çıkaran mesafeli bir tarz mı desem yoksa eğlenerek ve isteyerek benimsediğim bir yaşam biçimi mi desem. Yoksa işimi yaparken, sürekli şüphe etme ve çok detay çalışma gerekliliğinin üzerimde yarattığı baskıya isyan mı desem bilemedim.
Çoğu sorunlu dosyada ise düşünce boyutunda minimalizm beni hep doğruya götürmüştür. Sayfalarca yaz yaz bitmez görüşlerin özü aslında çok sadedir.
Yine bir sabah uyanıp Münevver’in ve Cem’in çok hazin sonlarını duyduğumda, faili ben sabah kalkana kadar çoktan belli olmuş cinayetin sebebini merak ettim. Aslında bu, faili firarda bir olay olması sebebiyle üzerinde konuşulması oldukça saçma bir dosya benim açımdan. Olgunun toplumsal ihtilaf boyutu ise çok ciddi olarak her kademede irdelenmeli. İşte bu nedenle, sebebi çok merak etmekteyim.
Emniyet birimleri olayı aydınlatmak için değil faile ulaşmak için çaba sarf ediyorlar. Bunda artık konuşulacak bir şey gerçekten yoksa da evlat kaybetmiş ana-babaya doğrudan bunu söylemek haksızlık. Anne-baba yasları nedeniyle ne dediklerini ve ne yaptıklarını bilmiyorlar tabii ama olayı aydınlatma peşinde oldukları varsayılan uzmanlara ne demeli. Katil profilini çıkartmak, olayın sebebini tartışmak faili meçhul durumlarda olmaz mı?
Tüm bu ön açıkladıklarımla, bu yazıda sadece toplumsal bir ihtilaftan bahsetmek amacında olduğumu belirterek, çok minimalist bir yaklaşımla dosyaya bir de ihtilaf yönetimi uzmanlığı bakış açısı katmak istedim. Sevgili dostum Psikiyatrist Ayhan Akcan ile de görüştüm. Ayhan Bey de faili belli bir olayda, gıyabında kurban ve failin profillerinin çıkartılamayacağını ancak literatürdeki başlıklara göre ve varsayımlarla değerlendirme yapılabileceğini söyledi. Yine de olayın tüm talihsiz kahramanlarını konuştuk birlikte.
Benim açımdan diye başlayalım.
İlk verilerden ve beyanlardan bile bu cinayetin planlanmamış olduğunu anlamak çok mümkündü. Kurban çöp kutusuna atılmıştı. Baş ve gövde olarak ikiye ayrılmıştı ama her iki parça da aynı yerde bulundu. Üstelik kurbanın kimliği de üzerindeydi.
Planlanmış olgularda, gizleme, izlemeyi zorlaştırma gibi failin yakalanmasını engelleme veya kaçış için gerekli sürenin kazanılması çabaları mevcuttur. Bu olguda ise böyle bir telaş hiç yoktu. Kolluk güçleri failin kim olduğunu neredeyse cesedin çok kolay bulunmasıyla birlikte öğrenmiş oldular.
Bugün hala bu işin planlanmış olduğunu söylemekte ısrar edilmesi olağanın akışına ters. İşte bu kadar minimal…
Sonradan öğrendik ki cinayet failin evinde işlenmiş. Çok da kanlı bir cinayet. Hiç yeri değil. İnsan evinde cinayet işleyecekse, hiç değilse bunun kansız olmasını ya da kolay temizlenebilecek banyo gibi bir mekanda planlar.
Olay yeri, failin ailesi ile birlikte cinayeti işlediği savını da ortadan kaldıran bir gerçek. Belki birlikte yok etmeyi planlamış olabilirler.
Testerenin kurbana zarar verildikten sonra satın alınması ise bunun paketlemede yaşanan sıkıntı nedeniyle olduğunun işareti. Kurbanın ilk aldığı yaralardan ölmemiş olması çok acıysa (!) da testerenin kullanımı ölüme sebep vermekle birlikte buradaki niyet kurbanı vahşice öldürmek değil.
Kurbanın öldü sanılarak evde yalnız bırakılmış olması, “yeterince acı çektiremedik siz bekleyin ben bir testere alıp geleyim” den daha akılcıl olduğu için cinayetin yalnız işlendiğini düşünmek daha minimal ve çok büyük ihtimalle daha olası.
Bunu bize adli tıp raporunun söylemiş olması gerekli. Kurbanın aldığı ilk yaralar süreye bağlı olarak ölümcül müydü?
Fail hakkında ilk aklıma gelen, cinayeti işlemesi için çok ciddi bir tahrikin mevcudiyeti ve kendisi ile ilgili bir unsurun, uyarıcı kullanımı gibi, varlığı. Gençler arasında uyarıcı kullanımı yaygın.
Olayla ilgili diğer not ettiklerim arasında ilk sıralarda, Münevver’in Cem ile ilişkisinde ve arkadaşlarıyla olan ilişkisinde dominant karakteri oynaması ve partnerler arasında cinsel ilişki olmamasına rağmen birbirlerini çok kıskandırmaları, hatta Cem’in bu nedenle Münevver’i tokatlayacak kadar tahrik olmuşluğu yer almakta.
Etrafa şöyle bir göz gezdirdiğimde kadın/kız meselesi nedeniyle cinayet işleyen veya intihar eden olgular mevcut. İhtilafı doğru yöneteceksek, tabii ki kurbanın tarafındayız ama kurbanı da incelemekte fayda var. Bilerek, isteyerek hamile kalarak veya cinsel ilişki için evliliği şart koşarak ergenlikle mücadele eden gençleri iteleyip, kakalayan, parmağında oynatan, yanlış yaptıran kızlarımız da mevcut.
Bu olayda durum böyle mi, bilmiyoruz ama böyle kokular toplumda mevcut.
Masum sevgili öpücüklerine bile hayır diyen, evden okula diye sabah çıkıp da gece 20:30’da polis kapıyı çalana kadar kızlarını merak etmeyecek kadar kızlarına ve erkek arkadaşına güven duyan mutaassıp ailenin çalışkan kızı ile mutaassıp olmayan, maddi ve sosyal statü imkanları bol olan bir ailenin yine çalışkan oğlu.
Bu gençler acaba birbirlerini çok sevdiklerini mi sandılar yoksa birbirleri için fırsat mıydılar?
Bundan sonrası için Ayhan Akcan’ın anlatımlarına kulak verelim. Ayhan Bey genel fail profillerinden hareket ederek tahlil yaptı. Cinayet işleyenler dört gruba ayrılıyorlar. İlk grup, -dünyadaki cinayetlerin %80’i bu profile sahip bireylerce işlenmekte, psikopatlar. Ayhan Akcan, Cem Garipoğlu’nun 17 yaşında, oldukça uçlarda yaşayan bir genç olduğunu ancak, bu gruptan olmadığını düşünüyor çünkü çocuğun geçmişinde raporlanmış her hangi bir bulgu yok. Psikopatlar suç işlemeye çok meyilli, ağır kişilik bozuklukları olan bireyler. Bunlar okullarını tamamlayamazlar, sadece kendi istedikleri gibi ve asalak olarak yaşarlar, kendi geçimlerini üretmezler. Cem Garipoğlu öldürdüyse, acaba psikopat mıydı diye sorabiliriz, dedi Ayhan Bey. Sorunun cevabı ise hem evet hem hayır. Çocuk çok lisan bilen, lisede başarılı bir öğrenci. Geçmişinde kayda geçmiş her hangi bir şiddet olayı mevcut değil. Çalışıp, babasının işine sahip çıkmayı planlıyor. Ancak, ailesi ile iletişiminin bozuk olduğu, kendi başına buyruk yaşadığı ve kolay para kazanmak peşinde olduğu da unutulmamalı.
İkinci grup cinayet işleyenler ise ruh hastaları. Bu grup faillerin işledikleri cinayetler çok vahşi oluyor. Seri katiller bu gruba dahiller. Ayhan Akcan’a göre de olaydaki kafa kesme eylemi cinayeti vahşi kılmak için değil, cesedi taşıma telaşından.
Aslında cinayetin kafa keserek işlenmiş olması, gencin kendi sevgilisine yönelik olması, kısa sürede işlenmiş olması ve cesedin çöpe atılmış olması, failde bir ruh hastalığının varlığına işaret ediyor ancak, Cem Garipoğlu’nun yine geçmişinde her hangi bir tedavi görmüşlüğünden bahsedilmiyor. Aile bunu saklamış da olabilir ama failin ruh sağlığı ile ilgili her hangi bir üçüncü şahıs bilgisi de mevcut değil.
Ayhan Akcan yine de ruh hastalığını çok kolay dışlamıyor çünkü gençler arasında yaygın olan uyarıcı madde kullanım veya madde eksikliği halinin de geçici olarak da olsa bireyde muhakeme bozukluğuna yani geçici akıl hastalığına sebep olabileceğini ya da akıl hastası gibi düşündürtebileceğini belirtiyor.
Bu olayda madde kullanımının tartışıldığını ve bunun olasılığının yüksek olduğunu vurgulamak gerekiyor.
Üçüncü grup faillerde ise din, etnik köken vs gibi misyonlar önemli. Satanizm bu gruplara dahil bir kavram. Cem Garipoğlu’nun geçmişte dahil olduğu söylenen kapalı internet gruplarının varlığında bile gerek cinayetin işlendiği mekan ve zaman açısından gerekse cinayetin önceden planlanmamış olması nedeniyle bu çok uzak bir ihtimal. Ayhan Akcan’a göre satanizm ritüelleri nedeniyle işlenmiş bir cinayet olması ihtimali çok uzaksa da, gencin aile yardımı almadan uzun süre yakalanmadan kaçabilmiş olması belki de dahil olduğu söylenen grupların desteği ve koruması ile mümkün. Emniyet bu nedenle bu varsayımı da çok iyi değerlendirmeli.
Buraya kadar ailenin ve uzmanların sık sık konu ettikleri film senaryosu gibi olgulardan bahsettik değil mi? Ama bir de dördüncü grup var Ayhan Bey’in tariflediği. Ağır tahrik nedeniyle cinayet işleyen normal insanlar grubu.
Bu hiç de sansasyonel olmayan bir grup. Ayhan Akcan’a göre herkesin bir cinayet işleme potansiyeli var. Münevver cinayeti böyle bir şey gibi. Ergen kıskanç olabilir, kıskandırılmış olabilir veya cinayet öncesi yaşanan tam gerçekleşmemiş cinsel ilişkinin fantezisinin ileri gitmiş ve ardından da paniklenmiş hali olabilir. Çocuk istemeden zarar vermiş, paniklemiş, ne yapacağını şaşırmış ve daha sonra hatalar üzerine hatalar yapmış olabilir.
Tam gerçekleşmemiş ilk cinsel ilişkinin ardından acaba Münevver sevgilisine ne söyledi, nasıl bir tepki verdi diye merak ediyorum. Bu bir istismar girişimi olabilirse de elde fırsat varken, zor da kullanılmışken tecavüzün olmaması garip. Ortada tecavüz yokken ölümle sonuçlanan şiddetin varlığı soru işaretlerini çoğaltıyor.
Cem ve Münevver ile aynı yaşlarda olan, sevgilisi tarafından istediğini yapmadığı için cinsel ilişki talebi reddedilen çok tanınmış bir ailenin çocuğunun 14. kattan kendini attığını, bir gencin sevgilisi tarafından cinsel ilişkiye girmemekle tehdit edilip yaşına hiç uygun olmayan evliliğe zorlandığını hatırlıyorum. Burada gençler arasındaki yaygın bir ihtilaftan bahsediyorum. Hayal kırıcı şekilde çok masalsı ve prim yapıcı değil ama sık yaşanan bir olaydan bahsediyorum. Acaba?...
Ayhan Akcan ile biraz da kurbanı ve ailesini konuştuk. Ayhan Bey’e göre, Münevver tamamen duygularıyla hareket eden, sevgilisinin ekonomik ve sosyal statüsünden etkilenmiş bir genç kız. Ailesi de öyle. Anne-baba iyi niyetli ve çocuklarına iyi eğitim vermeye çalışan, hafif muhafazakarlar. Evlatlarının olağan dışı, vahşice ölümünden dolayı ağır yas yaşadıkları ve muhakeme yeteneklerinin çok zayıfladığı bireylerden bahsediyor Ayhan Bey. Normal hallerde yasın hafiflemesi en az 6 ay gibi bir süre ancak, bu gibi olaylarda yasın ölene kadar tamamlanmayabileceğini söylüyor.
Baba dışa dönük, medya önünde konuşuyor. Medya da bunu seviyor. Bana göre ise baba emniyet birimlerine inançsız. Bu şekilde davranmazsa, failin yakalanmayacağını düşünüyor. Kendini aslında zaten çözülmüş olayı çözmeye çalışmakla meşgul ediyor. Hep ceza arttırıcı sebeplere dayalı varsayımlara yöneliyor. Tanıdık bir tutum.
Anne ise kapalı. Bu da bir tartışma yaratıyor. Büyük ihtimalle anne büyük yasta yani yasın ilk şok dönemini yaşıyor hala. Neden-sonuç ilişkisinin sorgulandığı ikinci evreye geçemediğini gösterir. Ya da mutaassıp yapısından dolayı pek medya önüne çıkamıyor.
Münevver’in erkek kardeşi ise susuyor. Münevver ile Cem’i tanıştıran kişi kendisi. Çocuk bundan suçluluk duyuyor olabilir.
Ayhan Akcan ile sohbetimizin sonunda Cem’in intihar etme olasılığını da konuştuk. Cem, psikopat veya ağır tahrik nedeniyle cinayet işlemiş bir fail ise intihar etme olasılığı yüksek. Tepkisel, heyecana dayalı bir yaşam tarzı var. Olaydan sonra kendisini de yok etmek gibi bir eğilimi olabilir. Tarzı anlık yaşama dayalı. Günümüzde neredeyse üç gençten biri uyarıcı kullanıyor. O nedenle madde kullanıyor olması büyük ihtimal. Belki de o gün kullandığı maddenin niteliği her zaman kullandığı maddeden daha etkili olmuş olabilir. Çocuk kendisi bile bunu fark etmemiş ve tamamen kontrolsüz davranmış olabilir.
Olaya bir de suç öncesi, suç anı ve suç sonrası şeklinde de bakmak lazım diyor Ayhan Akcan. Olay yeri ve suç aletinin sonradan gidilip alınması, cesedin çöpe atılması olayın önceden planlanmadığını gösteriyor. Bu nedenle Cem’in tepkisel intihar etmesi ihtimali yüksek.
Hal böyleyken böyle diyebilmemiz için failin bulunması şart.
O zamana kadar kadın-erkek gençlerin arasındaki bildiğim kadarıyla çok yaygın bu tarz ihtilafları üzerinde kafa yormak çok gerekli.
Bu yazının amacı olayı çözmek ya da failin yakalanmasına destek olmak değil. İçimizde var olan ancak sadece yaşayanın acısı şeklinde kalan, olasılığı çok yüksek bir mekanizmayı yeniden gözler önüne sermek.
Sevgili Ayhan Akcan’a sonsuz teşekkürlerimle…
Yorumlar