Artık 19 Temmuz 2009’a şafak sayıyoruz. Tütün ürünlerinin kapalı mekanlarda kullanımının yasaklanacağı gündür bu gün. Tam bir sene sonra bunu, “I. Pasif İçicilikten Kurtuluş Günü” olarak kutlayacağız.
Bunun için ciddi çabalar harcandı ve sigara lobisinin hala kapalı mekanda çok etkin (!) havalandırma sistemleri söylemlerini çaresizce sürdürmesi bana garip bir mutluluk veriyor. Yine de bunlar son can çekişmeler diyemeyiz.
Geçtiğimiz hafta traji-komik bir olay yaşadım. Sevgili Elif Dağlı ve dostumuz Murat Güner ile sahilde çok bilinen bir Cafe’de buluştuk. Çoktandır gelmemiştim buraya. Bir yandan keyifle çok tahıllı ekmek, peynir, üzüm, salata, limonata menümüzü yerken geçen hafta bahsettiğim şikayet mektubumuzu gözden geçirip düzeltmeler yapıyoruz. Konuyla ilgili Valilik ve Bakanlık düzeyinde gerçekleştirilen yasa-uygulama müzakere toplantılarının dedikodularını da yaptığımızı itiraf edeyim.
Derken uzuuun selvi boylu, en makbulünden (!) aşırı zayıf, yaşına hiç yakışmayan, siyah, kolsuz, diz altı, dar, iş kadını elbisesi içinde çok genç bir hanım, elinde yanlış etiketlenmiş 3-4 tane sigara paketi aksesuarı ile yanımıza yaklaştı. Bu, onun en talihsiz anıdır.
Öğretilmişce, “İyi akşamlar, sigara kullanıyor musunuz?” diye sordu.
Kullanmıyoruz (hatta kullananlara yardımcı olmaya çalışıyoruz) cevabımız kendisini yıldırmadığı gibi potansiyel market zerrecikleri keşfetmiş olmanın zevkiyle gülümsedi.
Tabii ki kullanmaya başlamamak lazımmış ama az olmak kaydıyla kaliteli ürünleri kullanmak insan sağlığı açısından tehlikeli değilmiş. Bak, bak, bak… Vah, vah, vah…
Size ürünlerimizi tanıtmak istiyorum dedi.
Kullanmıyoruz ama tanıtmaya kararlı.
“Ürünümüzün içinde sadece %... oranında …. mevcut olup çift filtre sistemi ile …”
Elif Hanım’da dayanacak hal kalmadı. Siz şu anda sigara reklamı yapıyorsunuz yani suç işliyorsunuz, insanları sigara kullanmaya teşvik edemezsiniz deyiverdi.
Bilgilendirilmiş kızımızdan pat diye cevap geldi, “Hayır efendim, reklam yapmıyorum. Yetişkinlere kaliteli ürün tanıtımı yapıyorum”.
Tam adamına söyledin denir buna.
Sesler yükseldi, kızımız sürekli savunmada. Müdür geldi; haberli olduğunu, tanıtıma (!) izin vermekle para kazandığını, yasağın 19 Temmuz’da başlayacağını (ne alakaysa) kuzu kuzu anlattı, işletmesini savunurken. Cezaları duyunca biz de mağduruz dedi. Güldüm…
Kaliteli, sağlığa zararlı olmayan sigara ürünü tanıtıcısı kızımız British American Tobacco Türkiye personeli olduğunu söyledi. Çok merak ettim, acaba kendisi sigara kullanıcısı mıdır yoksa başkalarını zehirlemek adına da olsa para kazanma peşinde midir? Vicdanım, kızın da kullanıcı/mağdur olması gerektiğini söylüyor. Aksi halde bu kadarı da artık insanlık dışıdır gibi bir durum söz konusu. Buna profesyonellik denmiyor, suç işlemek deniyor.
Burada aklınıza şu soru takılmalı. Bu suçu işleyen tek başına reklamı yaptıran üretici firma mı, yoksa işletme sahibi de bu suça iştirak mi etmekteyi biliyoruz. Her ikisi de. Peki, ya elinde sigara paketleri ile reklam yapan kız da mı suçlu? Evet, o da suçlu. Firmanın sigara reklamı yapması para cezası gerektiriyor. Bu işi kaçak yaparım yakalanana kadar yaptığım reklam yanıma kar kalır, cezayı öderim zihniyeti çok bariz de, peki, genci suçta kullanmanın cezası nedir? Bence firmalar ve yürütmeden sorumlu Bakanlar Kurulu buna da kafa yormaya başlasalar iyi olur.
Kız yavaştan ve kıyıdan yok olurken Müdür hemen bu tanıtımları durduracağına söz verdi, biz de kalktık.
Tam BATT web sitesini şikayet yazımızı görüşürken, bir kere daha yasakların nasıl yöntemlerle delindiğini, koca firmanın suç işlemeyi bile göze aldığını gördük. Bu nasıl ve neye rağmen bir savaştır. Burada bir paradoks mevcut. Tüketicinin insan olduğu bir pazarda insana karşı bir savaş. İnsan senin müşterinse, onu yaşatmalı, geliştirmelisin ki sana ciro olarak geri dönsün ezberimize karşı “nasılsa ürüyorlar, tohumuna para mı saydık” zihniyeti.
Kanım dondu… Yazdıkça çileden çıkıyorum diye düşündüm. Yanılmışım, daha çekecek üst düzey çilelerim de varmış.
Ertesi gün, gazetede okudum. Elif Hanım ile haberleştik. Meğerse, aklı selimlik açısından bizim “kaliteli, sağlığa zararlı olmayan sigara ürünü tanıtıcısı” kızımız ile “koltuk ve kürsü sahibi edilen, insanımızı korumakla, geliştirmekle görevli” milletvekilimiz arasında hiçbir fark yokmuş.
AKP İstanbul Milletvekili Alev Dedegil de yasak yerine organik sigara imalatını savundu kürsüden. "Sigaranın içine hiç bir kimyasal madde koyma, üstüne de 'sigara öldürür' yazısı yerine, 'şu tarihe kadar tüketilmesi şarttır' yazısını koy. Zaten kişi tüketmese de kurtlandığını görecek ve o sigarayı atacaktır. Kurtlu elmayı, küflenmiş yoğurdu yiyor musun? Yemiyorsun...”
Bu mesajdan benim anladığım, “sigarayı satın al, üreticiye ciro, Devlet’e vergi olsun da ister kullan öl, ister kullanma çöpe at”.
Bir milletvekilinin bunu yapmaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Bir milletvekilinin daha ciddi araştırma yapıp öyle konuşması gerektiğine inanıyorum. Ya da bizzat kendi araştırmadıysa, acaba danışman(lar)ı kendisini nasıl ikna edebildi merak ediyorum.
Alev Dedegil, cinsel taciz suçunun cezası ağarlaştırılmalıdır, mecliste kadın-erkek arasında fırsat eşitliği komisyonu kurulmalıdır, yükseköğrenim görenlerin, yükseköğretim hizmetlerinden kanunda açıkça yazılı olmayan bir sebeple (türban gibi) mahrum bırakılamayacağına ilişkin düzenleme yapılmasına dair kanun tekliflerine imza atmış bir kişi.
Bir yandan cinsel taciz suçunun cezası arttırılmalıdır da diğer yandan insanların özgürce (her yerde) sigara içme hakkı nasıl vardır. Bu, ne tür bir garip ikilem.
Bu da böylesi bir pazarlama yöntemi işte. Milletvekili düzeyinde dile getirilince çileden çıktım.
Etkin havalandırma sözü verdik başaramadık, o zaman organik sigara verelim…
Organik sigara da istemiyoruz kardeşim. O da öldürücü, o da bağımlılık yapıcı…
Bu da sökmeyince bir sonraki söylemleri ne olacak diye merak etmeyin. Ben söyleyeyim; 2008 yılında The Guardian gazetesi Türkiye’de sigara yasaklarının uygulanmaya başlamasıyla birlikte kültür şoku yaşanacağını yazmıştı. Sigara kültürümüzün bir parçasıymış.
Buna da verecek güzel cevaplarımız var tabii ama yine de insanımızı bu kadar aptal yerine koymayı denemeyeceklerini ummak istiyorum.
Yoksa, sigara kansere yol açtığı gibi insanı aptal da mı ediyor…
Yoksa, para insana her şeyi yaptırır mı?
http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=44712&catid=32
Yorumlar