Hülya Avşar'lı Sezen Aksu'lu İhtilaf

Ekim ayı zorlu geçeceğe benziyor gerçekten de. Ermeni açılımı 11-12 Ekim gibi Parlamento’da. Kürt açılımı dosyasının açıklanması bekleniyor yine bu dönemde. Kıbrıs açılımının Rum kesimi tarafından çözümsüz şekilde ve rölantide tutulduğunu unutmamakta fayda var…

Açılımlar böyle kapalı kaldıkları sürece daha çok sanatçının başını yer. Hülya Avşar bunlardan biri. Diğeri, Sezen Aksu.

Gerçekten sizce de açılımlar can sıkmaya başlamadı mı? Ortada olmayan dosyalar basın aracılığı ile lanse edildi. Sanatçılar bile taraf oldular. İletişim harikası AKP bu kez sınıfta kaldı. Her ne olduysa oldu, hatta bu açılımların (her neyseler) çözümsüzlüğü pekiştireceği yönünde bir inanç da gelişti bende, sağım, solum, önüm ve arkamdakilerde.

Hülya Avşar da aynen bunu dile getirdi. Beklentiler bilerek yükseltildi, AB’ye show yapıldı şimdi uzlaşmak için çok daha fazlası gerekli.

Sorunları konuşalım tabii ama nasıl? Bu şekilde olmadığı anlaşıldı.

Kavramlara karşı duygular ihtilafı gibi bir ortam oluştu. Anneler ağlamasın, eşitlik, haklar bir tarafta ve Anayasa’nın değiştirilmesi bile teklif edilemez 3. Maddesi diğer tarafta. Ya değişmesi teklif edilirse? Bunun cevabını ben yazmayayım. Teklif edileceğini de hiç ummuyorum fakat “ne bedel ödemek gerekirse…” lafı da uykularımı kaçırmıyor değil. Bir aklım da diyor ki bu lafın çok da samimi söylendiğinden emin olma.

İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Ali Çakır, Bülent Ersoy hakkında da “halkı askerlikten soğutma” suçu işlediği gerekçesi ile soruşturma ve dava açmıştı. Aynı savcı, İdare Mahkemesi'nin Ermeni Konferansı'nı iptal etmesini eleştiren Radikal ve Milliyet gazetelerinin beş yazarına dava açılmasıyla da gündeme gelmişti.

İşi bu, açar…

Açar açmasına ama neden Hülya Avşar’a açar da Sezen Aksu’ya açmaz.

Sizce, Ali Çakır, Hülya Avşar hakkındaki soruşturmayı -basında yer aldığı gibi sadece, “Ben sonuna kadar Türk'üm, ama bu Kürtleri yok saymak, onlara etnik baskı yapmak anlamına gelmemeli.” dediği için mi açtı. Hiç sanmam… Bu sözden dolayı “halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle diye soruşturma açılmaz. Açılırsa, bir yere varılmayacağını bir savcı bilir.

Soruşturma olsa olsa Hülya Avşar’ın, “Yıllardan beri Anayasa’yı değiştiriyorlar, bir kez de barış için değiştirsinler” sözünden dolayı açılmışsa, işte burada Hülya Avşar’ın ciddi savunusu gerekir. Acaba Hülya Avşar, Anayasa’nın hangi maddesinin değiştirilmesini talep ediyor? Değiştirilmesi teklif bile edilemez maddesi olmasın sakın bu. Çünkü PKK ve DTP’nin, barış için Kürtçe resmi dil olsun talebi var. Röportajda aynı Avşar’ın, “Siz çağırdınız diye yıllardır dağlarda yaşayan insanlar “Lay lay lom” diyerek inmeyeceklerdir. Belki aralarında bölünecekler, belki çatışmalar yaşayacaklardır. Eğer gerçekten inmeleri isteniyorsa, bunun için bir adım atılmalı. Onlara “Vay be” dedirtecek bir adım...” dediğini de hatırlamakta fayda var.

Savcı Ali Çakır, buradan dem vurmazsa işi zaten zor çünkü röportajda Hülya Avşar’ın milli bütünlüğe inandığına dair beyanı var.

Anlayamadığım, savcının neden Sezen Aksu’ya soruşturma açmamış olduğudur. Sezen Aksu da benzeri lafları etmiş ve hatta kendisi gibi düşünmeyenleri “lekeli” ilan ederek aşağılamıştır. Başbakan’a ne yapılması gerekliyse yapılması konusunda destek verdiğini söylemiştir. Yapılması gerekenler arasında ise Anayasa’nın 3. Maddesine yönelik talepler var. Eee, şimdi biz burada çifte standarttan mı bahsediyoruz.

Hülya’yı soruştur, Sezen’i kayır… Hülya Avşar’ın vekili hukukçu, bu emsali de savunmasında mutlaka kullanacaktır.

Röportajda dikkatimi çeken ve Kürt Açılımı meselesinin gelip dayandığı noktayı çok kısaca ve açıkçası akıllıca açıklayan en can alıcı söz ise, “Kürt meselesinde de ‘Ben demokratik açılım yaptım ama karşı taraf bütün yollarımı tıkadı’ dedirtmeyeceksin.” oldu.

Gerçekten de Hükümetin son zamanlarda geliştirdiği ancak yeterince titizlenmediği için hemen çakılan (anlaşılan) yöntemi budur. Anayasa’nın 3. Maddesi sağlam kalesidir. Yasa nereye kadar ver derse, oraya kadar verilecek ancak daha ilerisine geçmek mümkün değil. Hükümet ne yapsın, eh artık AB de dayatmasın.

İşte, Hülya Avşar, Sezen Aksu polemikleriyle biz oyalana duralım, Hükümetin bu yaklaşımı kendi kontrolü dışında tehlikeli olmaya başladı.

Hükümet, Aralık ayında toplanacak AB Liderler toplantısında üyelikle ilgili olarak 2006 yılında şimdi konuşmakta olduğumuz açılımların başarılamamış olması nedeniyle askıya alınan sekiz başlıkta müzakerelere devam edip etmeme kararı alacak. Kurnaz taktik, ben elimden geleni yaptım ama talepleri karşılama konusunda yasa açısından maalesef elim kolum bağlı, sorry!

Bu uzlaşmalarda çok sık kullandığımız (tabii gözüne sokar gibi de yapılmaz) bir taktiktir ama açılım gibi karşı taleplerin yerine getirilmesi yasaca zaten mümkün olmayan bir konuda değil.

Hatırlarsanız, Erdoğan’ın yine Başbakan olduğu dönemde AKP’den tek bir karşıt oy ile Irak’a ABD ile girmeyişimiz de bir, “elimizden geleni yaptık ama biz bir demokratik ülkeyiz, karar da böyle çıktı” tavrıdır.

Elimizden geleni yaptık ama kanunlarımızla sınırlıyız belki AB tarafından kabul edilebilir düşüncesiyle hayata geçirilmiş bir hamledir ama bu tutum, içimizdeki açılım beklentileri bulunanlar açısından hiç de komik bulunmayacaktır.

Bu durumda, Sezen Aksu’nun Başbakan’ı yeniden aramasını ve veryansın etmesini sakın beklemeyelim. O, safça, yapılıp yapılamayacağını bile tartmadan, romantik idealist fikrini serbestçe ifade etmiş bir yurttaştır. Niyet etmişse de, en azından Hülya Avşar gibi aleni şekilde Anayasa’yı değiştiriverin şeklinde bir beyanda bulunmamıştır.

Savcı Ali Çakır, bu yüzden Sezen Aksu’ya soruşturma başlatmamıştır kanaatindeyim.

Açılım konusu, olmayacak duaya amin dercesine nasıl uzlaşma konusu edilmiştir anlamam mümkün değil. Tekrar ediyorum, insanların haklarını esirgiyorsak zaten bu uzlaşma gerektiren bir durum değildir. Devletin görevi yurttaşını haklarından faydalandırmaktır. Anayasanın değişmez maddelerinin hükümleri uzlaşma konusu edilmeye kalkılmış, zoru görünce de geri adım atılmıştır.

Gerçek akil kişiler, AKP’nin ‘yerse’ taktiğini yememiştir.


http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=51692&catid=32

Yorumlar