“Rekor bir zamanda tamamlanarak devreye alınan 112 Acil Projesinin açılışı 05 Mart 2008 tarihinde Ankara Bilkent Otelinde gerçekleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara Valisi Kemal Önal, bazı milletvekilleri ve üst düzey yöneticilerin katılımı ile gerçekleşen törende;…”
Projenin rekor bir zamanda devreye alınmış olması içimi burktu. Türkiye’nin hizmet sunumlardaki geri kalmışlığı düşünüldüğünde rekorlara çok ihtiyacımız olduğu kesin ancak, rekorların neye rağmen kırıldığı da çok aşikar oldu Muhsin Yazıcıoğlu’nu da kaybettiğimiz, bizi bir kere daha başını taşa vurmaktan beter eden helikopher kazasında.
Bir uygulama yapalım ve adını -şimdi içimden öyle geldi- HELİKOPTER koyduğum yaşanmış olgunun senaryosundaki ihtilafları tespit edelim.
25 Mart 2009, Hikaye şöyle başlamış olsun.
Deneyimli helikopter pilotu Kahramanmaraştan’tan havalanmak üzere hazırlıklarını yapıyor. Sivil Havacılık birimine bilgileri vermekle meşgul ve tabii kalkış için izin de alacak, hava durumu dahil bilgileri kayıt edecek. Aklına 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan Isparta uçak kazasından sonra gündeme gelen ILS (Aletli İniş Sistemi)’in Kahramanmaraş havaalanında da bulunmadığını getirdi birden. Alt yapı sorunları vardı Sivil Havacılık sektöründe. Ürperdi! Hava çok soğuktu…
Bilgileri geçti; HELİKOPTERİN kayıt numarası, 4 haneli kodu, tipi, telsiz sayısı, elektronik aletleri, ELT (araç düştüğünde alarm veren cihaz) mevcut, tek pilot ve 5 yolcu, Kahramanmaraştan kalkışla Yozgat’a gidecek, planlanan güzergah ve uçuş yüksekliği, tahmini uçuş süresi ve varış saati, yakıt durumu…
Birimden uçacağı irtifada güzergah boyunca havanın durumunu öğrendi. Hava koşullarında uçuşu engelleyici bir durum yoktu. Helikopterin donanımlarını kontrol etti. ELT’nin bataryasına baktı, tamdı. Son kontrol tarihi de süresindeydi. Kuleye kalkış saati olarak 13:30’u bildirdi, teyid aldı.
Yolcularını karşıladı. Helikopterin acil durum ekipmanlarının nasıl kullanılacağını onlara tek tek ciddiyet ile anlattı. Yolcular onu can kulağı ile dinledi. Sonra yolculuk hakkında bilgilendirme yaptı, “Kahramanmaraş’tan 13:30 itibariyla kalkışımızı takiben Yozgat’a varışımız …. dakika sürecek. Tahmini varış saatimiz, uçuş yüksekliğimiz, güzergahımız, güzergahtaki hava durumu, vs.”
Emniyetli bir uçuş için tüm ritüeller yerine getirilmişti. Saatine baktı kalkış için izin istedi. Nihayet yerden kesildiklerinde kalkış ve uçuş bilgilerinin Ankara’ya çoktan ulaşmış olduğunu düşündü.
Uçaklara göre alçaktan uçacaklardı. Türkiye’deki radar sisteminin alçak irtifa uçuşlarını görüntülemekte yetersiz olduğunu biliyordu. 4000ft’in altında radarda görülmeyeceklerdi. Ürperdi! Hava çok soğuktu…
HELİKOPTER Sisne köyünün üzerinden geçtikten sonra görüş mesafesinin çok azaldığı sisli alana girdi. Hava koşulları uçuşu zorlamaya başladı. Kahramanmaraş Merkez’e karayolu ile yaklaşık 60 km mesafede Döngelköyü Keşdağı Yaylası Kanlı Çukur Mevkii taşlık alanda çakıldı.
Kahramanmaraş - Yozgat arası karayolu ile 448 km.
HELİKOPTER havada en fazla 2 saat 30 dakika kalabilir, maksimum ulaşabileceği hız ise 235 km/saat. Hava koşullarına ve enkazın bulunduğu yere bakılacak olursa, HELİKOPTER kalkıştan en fazla 40 dakika sonra düşmüş olmalı. Saat 16:10 sıralarında.
Saat 16:49’da, Devlet Hava Meydanları İşletmesinin HELİKOPTER ile temasın Yozgat’ın Yerköy ilçesi yakınlarında kesildiğini bildirdiği öğrenildi. Yozgat Merkez’e yaklaşık 35 km mesafede. Sinyal mi takip etmişlerdi? Mesafe bölü hız/saat hesabı mı yapmışlardı? Tam olarak hangi koordinatlarda temas kesilmişti? Radarda görmüşler miydi? Saat kaçta temas kesilmişti? Açıklamada bu bilgilere yer verilmedi. Kimse de sormadı.
Zaten HELİKOPTER bu mevkinin yakınlarına hiç ulaşmamıştı.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü açıklama yaptı; HELİKOPTERin uçuş güzergahındaki hava durumuna ilişkin kendilerinden bilgi istendiğine dair ellerinde kayıt mevcut değildi. Güzergahta yoğun kar yağışı, orta şiddette rüzgar mevcuttu ve görüş mesafesi düşüktü. Uçuşa uygun bir durum değildi ama pilot kendisi teknik değerlendirmeleri yapmalıydı. Belki de bir internet sitesinden hava durumunu kendisi almıştı!!!
HELİKOPTERin uçuşunu koordine eden Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu konu hakkında hiç bir açıklama yapmadı.
İlk haber 112 Acil Servisten geldi.
Yolcu İHA muhabiri, 112’yi aradı ve kendisini tanıtarak HELİKOPTERin düştüğünü, kendisinin bacağının kırık olduğunu, bir kişinin HELİKOPTER dışında inlediğini, diğerlerinden hiç ses gelmediğini, nereden pick yapıp nereye gitmekte olduklarını hatırlamadığını ama HELİKOPTERde Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bulunduğunu, havanın çok soğuk olduğunu, sisten ve tipiden etrafını göremediğini, acil olarak yerleri tespit edilmezse ve yardım ulaşmazsa kısa zamanda kendisinin de donarak öleceğini çok net bildirdi.
Bu bildirimden, HELİKOPTER’deki muhabir yolcu hariç diğer 4 yolcunun kaza anında öldüğünü, birinin ağar yaralı olduğunu ve hava koşulları da düşünülürse ölmeye yakın olduğunu ben anladım.
“Talihsiz şekilde” şarjı bitene kadar hatta kalması sağlandı muhabir yolcunun. Kim tarafından? Rekor sürede devreye alınan 112 Acil Servis operatörü tarafından.
Şarj bitmeseydi ne olurdu? Çok da birşey olmazdı. HELİKOPTER, şu ya da bu sinyaller nedeniyle bulunmadı zaten.
Herkes ve her kurum birbirine girdi aradan geçen uzun saatler, günler sonunda.
En çok habercilere şaşırdım. Ölmüşlerdi, yok ölmemişlerdi yaralıydılar. Şunlar ölmüştü, bunlar yaşıyordu. Yanlış yerden aramalara başlanmıştı, 112 Acil Servis çalışanı hanım yetersizdi, deneyimli olsaydı kurtulacaklardı…
Dönelim 112’ye. Acil Servis olarak bilinen 112, ülkenin neresinde olursanız olun ev, iş, cep ya da ankesörlü telefonlardan ücretsiz olarak arayabileceğiniz acil sağlık sorunlarınıza ambulansla hizmet veren acil yardım telefon numarasıdır. Bu numarayı arayabilmek için kapalı cep telefonlarının pin kodunu girmenize bile gerek yoktur.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak çalışır. Hatta cevap verenler doktorlar, hemşireler, paramedikler veya acil tıp teknisyenleridir. Hizmet-içi eğitimlerinin halini bilmiyorum. Rekor sürede açıldığına göre çokça beklentilerim de yok bu konuda. Kaç helikopter kazasına dair çağrı almışlardır bugüne kadar. Hiç…
Soru şu; nereden nereye uçuyordunuz. Yolcu büyük bir travma yaşamış hatırlamıyor ama kim olduğunu söylüyor, HELİKOPTERde Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bulunduğunu bildiriyor. Durum değerlendirmesi yapabilecek olana eğitim de gerekmez, etrafta yerleşim yeri var mı bakın bakalım diye sormasının gereksiz olduğunu bilmesi için. Varsa zaten HELİKOPTERin düştüğü görülmüştür ve müdahale edilir.
Çağrıyı bu haliyle bile emniyet birimine bildirseniz Muhsin Yazıcıoğlu’nun Kahramanmaraş’tan Yozgat’a doğru uçmakta olduğunu hemen bilirler. İstihbarat birimleri vardır ama televizyon seyretseler de olur. Oldu da televizyon seyretmediler, istihbarat birimine de bir türlü ulaşamadılar, kazazede, adını, işini ve kim için çalıştığını açıkça söylüyor. İHA’nın telefonunu bulmak internette 5 saniye ve muhabirin hangi görev için nereden nereye gitmekte olduğunu anlamak 15 saniye. Bu bilgiye ulaşmak çok sürmez.
Oradan aklı selim olan HELİKOPTERin uçuşunu koordine eden Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü arar. HELİKOPTER’in düştüğünü ve temasın hangi koordinatta kesildiğini tespit edip etmediklerini sorar. Kendilerine bildirilen güzergahı, kalkış saatini, HELİKOPTER’in teknik bilgilerini… Sivil Havacılık zaten bu telefondan önce HELİKOPTER ile bağlantısının tam olarak hangi koordinatta kesildiğini biliyordur. İnşallah…
Sonra enkazın olabileceği düşünülen alan mümkün olduğunca daraltılır. Devlet’in acil kurtarma çalışmalarının başarılı olup olmadığı alanın ilk etapta ne kadar daraltılabildiği ile doğru orantılıdır.
HELİKOPTERin enkazı çok geniş bir alanda aranmıştır. Düşmeden sonra cep telefonu ve ELT sinyallerine muhtaç kalınmıştır. HELİKOPTER havalandıktan sonra radar takibi yapılamamıştır.
Bunun suçlusu asla ve asla 112 Acil Servis çalışanı değildir.
Sivil Havacılık alanında ciddi problemlerimiz ve ihmaller var. Olayda suskunluklarını bozmadılar, bozamadılar…
…
Bu yazı artık burada bitmeli.
Şimdi İsmail Güneş’in cesedi HELİKOPTERden 600m mesafede bir kovuğun altında karla kaplı olarak bulundu. Kurtulmak için dağdan aşağı inmeye çalışmış. HELİKOPTERin bir koltuğundan medet umarak.
HELİKOPTER düştükten 20 dakika sonraya kadar DAHA BULAMADINIZ MI YERİMİZİ diye sormuştu.
Doğru olanı ummuştu.
Radarda görüntülenmemiş olabilecekleri aklına bile gelmemişti.
Yorumlar