Fırsat Maliyeti: CHP’nin Çarşaf Açılımı

Bugün itibarıyla artık elimden kendi azmimle (!) kaçan fırsatların maliyetini yapabilirim. Emin olun ki çok fazla bedel ödemişimdir. Bunların hepsi yaşa bağlı olmaksızın genç kız kalbimle hareket ettiğim, reel kazanım ile heyecan duygularımın çatıştığı, küçük kazanımların yoluma çelme taktığı, karşıma sonradan iç ihtilaf olarak çıktığı durumlardır.

Değerli hocam Prof. Dr. Demir Demirgil’in anlatımları aklıma geldi. Ekonomiyi öyle bir anlatırdı ki anlamamak mümkün olmazdı. Kendisini rahmet ile ve büyük özlemle anıyorum. Yazılarımda ve diğer işlerimde hala modelimdir.

Koskoca bir anfide 400-500 öğrenciye mikrofonsuz ders anlatırdı. Öğrencilerini birey olarak tanımazdı, isimlerine kafa yormazdı. Öğrenci mızmızlanması dinlemez, kolay kolay mazeret kabul etmezdi. Derse katılımla hiç ilgilenmezdi.

Devlet’i “Baba” gibi algılamamamız gerektiğini, çocuk değil yurttaş statüsünde olduğumuzu özümsememiz gerektiğini söylerdi. İnsan ilişkilerinin bile bir matematiği olduğunu, 2 x 2 = 4 mantığı ile çalışan insan toplumu mekanizmasının ideal olduğunu fakat insanların duygusal hayvanlar olmaları nedeniyle ekonominin kaçan veya değerlendirilen fırsatlar olarak yorumlanmasının uygun olacağını, günlük fırsat/kazanım olarak görünenlerin ileride felakete yol açabileceğini söylemişti.

Sosyal sorunlarımızın hepsinin bir ekonomik değeri olduğunu, bunun da piyasalara/bütçelere kazanan ve kaybeden şeklinde yansıdığını, sosyal sorunların (ihtilafların) mutlaka akıllı şekilde işletilmeleri gerektiğine işaret ederdi.

Ekonomiyi anlatırken kadın-erkek ilişkilerinden örnekler verirdi. Hepimiz kahkahalarla gülerdik ve çok iyi öğrenirdik.
Sınavları ciddi kazık olurdu. İşte size bir anım.

Yıl 1983, Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyoruz. Bahar aylarından biri, dışarısı cıvıl cıvıl, böyle bir kampus memlekette hala yok. Genciz, heyecanlıyız ve istekliyiz. Nerede lay lay lom, biz orada durumları mevcut. Mutlaka eğlenmeliyiz, her şeye rağmen eğlenmeliyiz. Çok eğlenmeliyiz. Ama finaller yaklaşmakta, sınavlar peşpeşe…

Demir Hoca anfide ‘Opportunity Cost’ anlatıyor. Birden, “yazın, size bir sınav sorusunu söylüyorum” dedi. Cennet gibi. Hemen yazdık, böyle fırsat kaçar mı? Hiçbir türlü kaçmaz. Bu soru aniden sınavda karşınıza çıksa, asla cevaplanamaz. Uzun uzun araştırma ve değerlendirme gerektiriyor.

Sonra devam etti, “İşte, derse gelmek yerine şu anda Boğaz’a karşı sevgilisiyle cilveleşenin, opportunity cost’u (fırsat maliyeti), sınavda bu soruyu cevaplayamamaktır.”

Bir kahkaha koptu.

Gülmeyin dedi, “Bu, ereksiyona bağlı düşünen duygusal herifin kaçırdığı fırsat kendince önemli olmayabilir, akıl insanlarının serbest rekabet ortamında kazanımı gibi de görülebilir ama orta ve uzun vadede, gerek micro gerekse macro düzeyde, fırsat analizi yapmadan hareket edenlerin çokluğu ekonomiyi gerecek ve ejekulasyon (gerilimin boşalma süreci) kimseye zevk vermeyecektir.”

Ve yine kahkahalar.

Yıl 2009. CHP’nin çarşaf açılımından konuşuyoruz. CHP, kim olursan ol bana gel düsturunu benimsemiş ve bunun demokrasinin gereği olduğunu savunuyor. Bence amaçları, çarşaflı kadınların bile bu AKP yönetiminden mutsuz olduğunu gizli reklam etmek. Yoksa, CHP’nin kuruluş ilkelerini benimsemediğini çarşaf giyerek alenen ilan eden kadınların CHP’de ne işi var.

Günümüzde kadının çarşafı ayrımcılık zemini olarak kullanılmaktadır. Zaten fırsat maliyeti yapamayan hantal toplumumuzda yurttaştan reaksiyon sadece “vatan, millet Sakarya” ya da “sevgili din kardeşlerim” söylemleri ile alınabilmektedir. CHP de çarşafı fırsat sanmış ve Cumhuriyet Mitingleri sayesinde elde edebildiği güdük yüzdeli oyların (fırsatların) kendisine mal olacağını hesaba katmamıştır.

Bir parantez açarak CHP’yi ikaz etmiş olayım; günümüzde Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamında kullanılmamaktadır. Benzer şekilde, çarşaf kuşanabilmek demokrasinin gereği ya da kabulü şeklinde kullanılamaz. Hukuk devletimizin otoritesi ile dinimizin temel öğretilerinin aynı olması, aman da ne güzel bir durumdur ancak, asıl olan hukukun üstünlüğüdür.

Çarşaf (türban) ayrımcılığı AKP tarafından çok güzel kullanılmış ve bir seçim kazanılabilmiştir. “Eyvah, din elden gidiyor” söylemleri daha önce de tarihimizde yandaş bulmuştur. Din hassas konumuzdur. Fırsat konusudur ve tabii maliyeti vardır. AKP’nin yakaladığını sandığı bu fırsatın kendine maliyeti, hukuk devleti çarklarının çalışarak AKP’nin yargılanması ve laiklik karşıtı bulunarak mahkum edilmesidir. AKP artık bu şekilde oy alamayacağının, yoksulluğun çok tırmandığının yani mevcut ekonomik kriz ortamında çarşaf söyleminin sökmeyeceğinin çok güzel farkındadır.

Kabul edilmesi lazım, her ne ise o, AKP fırsat maliyetini çok iyi analiz edebilmektedir. Halen iktidarda bulunması fırsatının maliyeti, yerel seçimlerde daha önceleri MHP’ye karşı giriştiği “kafatasçılık” söylemlerini yalamak şeklinde karşımıza çıkmıştır.

Ah Davos, vah Davos… Yaşasın, en yeni kahraman Başbakanımız.

İleride bunun da AKP’ye maliyeti olacaktır ancak, şimdilik AKP, MHP’nin oylarının peşine düşmüştür. Kendi iktidarında Ergenekon adı altında her türlü yurttaş hakkı istismarı marifeti ile yargılanan paşalara ve sadece bu olguda hukuka karışmayın diye beyanat veren Adalet Bakanımıza rağmen.

CHP ise AKP’nin oylarının peşine düşmüştür. Bu bir fırsat mıdır? Bu, AKP artık çarşaf muhabbeti ile oy alamayacağının farkındayken, çarşaflı kadınlar karınlarının çarşaf ile doymadığına ikna olmuşken, CHP’nin çarşaf açılımıyla yakaladığını sandığı fırsatın maliyetine bakılarak söylenebilecektir.

Şöyle bir etrafa bakıyorum, konuyla hiç alakası yokken CHP’nin çarşaf açılımıyla ‘Katılımcı Demokrasi’yi bağdaştıran kanaat önderlerini görüyorum ve Demir Hoca’yı çok özlüyorum…

CHP’nin çarşaf açılımının, çarşafın kamusal alanda meşrulaştırılma faaliyetlerini destekleyeceğini düşünüyorum. Çarşaf oylarının CHP için fırsat gibi görülebileceğini ancak topluma yansımasının maliyetinin (ihtilafın) büyük olacağını söylüyorum.

Büyük annelerimizin çarşaf giymiş olmasının günümüzde konu edilmesinin çarşaf açılımıyla ne alakası olduğunu zaten en baştan anlamış değilim.

Çarşaf, kadının özgürlüğü müdür yoksa kısıtlılığı mıdır tartışmalarını çok sığ buluyorum.
Bize gelince, CHP’nin ciddi fırsat maliyeti yapmadan çarşaf açılımı ile gerdiği (şişirdiği) ortamda hiç zevk almayacağımız dünden belli.

Yorumlar