İhtilaf yöneticisinin en önemli görevlerinden biri hukuksal delilleri tespit etmektir. Burada delil tespitinin tarafsız olarak yapılması çok önemlidir. Lehte ve aleyhte bütün deliller toplanır. Lehtekiler doğrudan kullanılır, aleyhtekiler içinse karşı taraf delil olarak sunduğunda dosyaya konmak üzere savunma hazırlanır veya karşı deliller aranır. Lehte ve aleyhteki delillerin nasıl toplandığı da delilin geçerli kabul edilip edilmemesi açısından önemlidir.
Tecrübeli bir ihtilaf yöneticisi, ihtilaf dosyasını okuduğunda bu işten hangi delillerle sıyırabileceğini düşünür ve kendisine iletilen dosyada mevcut değilse, böyle deliller peşinde iz sürmeye başlar.
İşin cambazıysanız, hukuksal ve usule uygun deliller de yaratabilirsiniz. Delil yaratmanın çok kaliteli, çok karışık hatta satranç oyunu gibi çok hamleli örnekleri de vardır. Delil yaratırken bunun hukuksal olup olmadığına çok dikkat edilmelidir. Hukuksal delil yaratma (tespit) ile sahtekarlık arasında çok ince bir çizgi vardır.
Çok karışık geldiyse, basit ancak açıklayıcı bir örnek olarak 2005’de yaşanan Home Store ile Akmerkez ihtilafına bakabiliriz. İddiaya göre, Home Store, kiracısı bulunduğu Akmerkez’den haksız yere tahliye edilmek isteniyordu. Akmerkez’in haklı tahliye için delil yarattığı suçlamasında bulunuldu. Delil yaratmak için Akmerkez’in avukatı bir hanım yanına noter bir hanımı da alarak Home Store’a gitmiş, ürünlerden satın almış ve bunları iddiaya göre kötü koşullarda saklayarak bozulmasına sebep olmuş, sonra da tahlil ettirerek bozuk raporu almıştı.
İşte buna delil yaratmak deniliyor. Ancak, bu, başarılı bir delil yaratma olmamış çünkü bu şekilde alınarak tahlil ettirilen ürünlerin raporları hukuksal olarak geçerli değil. Tahlili yapacak olan kurumun bizzat numuneleri yerinden alması gerektiğini avukat hanım unutmuş ya da “yerse” yapmış olabilir.
İhtilaf yönetim sürecinde bu yerseler de çok sık görülür, insanı boş yere uğraştırır, zamanını çalar, canımı sıkar. Ama tabii yiyenler de bulunduğu için süreç içerisinde benim de bu metoda başvurduğum çok olmuştur. Bu işi “poker face” takınarak becerebilirsiniz.
Home Store tazminat talebi ile şikayette bulundu o tarihte. Bir KAĞIT PARÇASI ile adının Akmerkez tarafından kötüye çıkarıldığını söyledi dilekçesinde.
Dedim ya işin cambazı olmanız lazım yoksa topu taca atarsınız ve belki de haklıyken haksız konuma düşüverirsiniz.
Bir diğer dikkat gerektiren husus ise aslında olmayan delillerin yaratılıp (ürünü bilerek bozma gibi) yaratılmadığıdır. Burada da çok ciddi bir kötü niyetten, suçtan bahsediyoruz tabii.
Buradan hareketle gelelim Genel Kurmay Başkanımızın meşhur KAĞIT PARÇASINA.
Delil delil diye çığırtkanlığı yapılan belge, mevcut haliyle gerçekten bir kağıt parçası niteliğindedir. Kimsenin aleyhine kullanılamaz. Birileri delil yaratmak istemiş fakat başarılı değil. Söz konusu “İrtica İle Mücadele Eylem Planı Belgesi”ni kamuya arz etmek zeki ve tecrübeli birinin eseri hiç değil.
Bunun nedenlerini Başbuğ açıkladı; (1) belge resmi kayıtlarda gözükmüyor, (2) formatı TSK formatında değil, (3) üzerinde tarih yok, (4) imzanın kişiye ait olup olmadığı fotokopi kalitesi düşük olduğundan belirlenemiyor ve kişi belgeyi kabul etmiyor.
Çok haklı…
Birileri delil yaratırken hata yapmış!!! Tıpkı Akmerkez’in avukat hanımı gibi topu taca atmış.
Böyle hatalar yapılabiliyor. Olabilir…
Olamayacak olanı söyleyecek olursam, aslı bile bulunsa bu belge makbul bir delil olmayacaktır. Mutlaka destekleyen ek delillere ihtiyaç duyulacaktır. Resmi kayıtlarda tespit edilmesi gibi veya bir adrese teslim edilip edilmediğinin tespit edilmesi gibi.
Olmamasını çok dilediğim şeyi söyleyecek olursam, Başbakan’ın KAĞIT PARÇASI ile delil niteliği taşıyan belge arasındaki farkı ayırt edememiş olması ve fırtına koparmasıdır. Buna benim dilimde yargıya müdahale de denir. Başbakan bu, yine işine öyle gelmiştir.
AKP’nin bu amatör tutumuna karşın, Genel Kurmayın delil niteliği olmayan belgeyi yaratanlar, ortaya çıkaranlar hakkında bulunduğu suç duyurusu haklıdır ve yerindedir. Genel Kurmayın ihtilaf yöneticileri (raportörleri) sıkı çalışmışlar ve yukarıda bahsettiğim çok hamleli delil yaratma sürecine girmişlerdir.
Mevcut durumda, belgenin Genel Kurmay’da düzenlenmediği usule uygun olarak tespit edilmiş ve görevsizlik kararı verilmiştir. Böylelikle belgeyi yaratanları ve arz edenleri köşeye sıkıştırmak için hukuksal bir delil yaratılmıştır. İşte dosyanın İstanbul Başsavcılığına gönderilmesi bundandır.
Belgeyi ortaya atanlar “yerse” demişler ancak, Genel Kurmay yememiştir.
Aramızdaki “yerse” deyiminin, çamur at izi kalsın ile bezenmiş halinin TSK’da “asimetrik psikolojik harekat” olarak anıldığını da böylelikle öğrenmiş olduk.
Belgeyi ispat edemedikleri suçlamalarla arz edenler ise çok eminim ki kendilerine bu fikri verenlere artık çok kızgındırlar. Çünkü genel teamül gereği başları çok ağrıyacaktır. Ama tabii günümüzde genel teamüllere pek güven olmuyor.
Başbakan’ın “fotokopisi varsa, aslı da vardır” yaklaşımı da doğru değildir. Fotokopi marifetiyle kendisine aslında hiç var olmayan diplomalarını yapanlar bile var bu memlekette. Bu yaklaşıma gülmek istiyorum ama üzüntüm daha ağır basıyor. Başbakan’ın ihtilaflarla baş etme bilgi düzeyi çok düşük.
Belgenin aslı da olsa, belge, tek başına geçerli bir delil kabul edilmez. Üstündeki imzanın kişiye ait olduğunun tespit edilmesi veya kişinin kabulü, resmi kayıtlarda tespit edilmiş olması ve/veya tebligatının yapılmış olması, usule uygun şekilde ele geçirilmiş olması mutlaka aranacaktır. Tüm bunlar yoksa memleket açık/gizli şahit dolu.
Dedim ya delil yaratmak ile sahtekarlık arasında ince bir çizgi var.
TSK savunma pozisyonundan başarı ile sıyrılmış ve karşı ilgilileri savunma yapmak pozisyonuna mahkum etmiştir.
Başbuğ’un dediği gibi hal böyleyken böyledir. Bir kağıt parçasının etrafında belli bir bilinçle, aklı selim açısından gereksiz fırtına koparılmıştır. TSK’ya karşı asimetrik psikolojik harekat yani yerse yapılmıştır.
Beni bir yurttaş olarak üzen ise 12 Eylül nedeniyle yasını bir türlü bitiremeyen, aslında bundan nemalanan aydın kesimin TSK’dan hıncını almak için bu hukuksal değeri olmayan kağıt parçasını bile cahilce baş tacı etmeleridir. Bu da onların demokrasi ve hukuk bilinci seviyesini gösterir. Ya da tükenmek bilmeyen egolarını yansıtır.
http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=45929&catid=32
Yorumlar