Toplumda, evlilik ya da evlilik dışı ilişkiye girecek erkek ile kadın arasında yaş farkı olması düşüncesi yaygın.
Erkek kadından yaşça büyükse, bu normal bir durumdu eskiden. Erkek bakılmaya muhtaç olduğu için kendinden genç kadın almakla ömrünün sonuna kadar bakılmayı garanti etmiş oluyordu. Ayrıca, kadın erkeğin ölümünden sonra bile erkeğe sadıktı. Bu döngü için erkeğin maddi varlıklı olması önemlidir. Kız evlatlarına saygılı aileler açısından evlatları madden rahat ellerde bakılır.
Yaş farkı nedense 12 yaşa kadar uygun görülmüştü. Çocukluğumdan böyle hatırlıyorum. Günümüzde ise TUİK, 2008 yılında ilk kez evlenen çiftler arasında ortalama yaş farkının 3.3 olduğunu duyurdu. Resmi verilere göre, değerlerin değişmekte olduğuna inanabilir miyiz…
Gel zaman git zaman tutum değişti. Kadın erkekten büyükse, çift zengin olur söylemleri başladı. Bunun mantıklı tek nedeni olabilir; kadın zaten zengindir. Diğer taraftan kadının iş gücü olarak ekonomiye katılma dönemleri başlamıştır. Kadın artık hem hemşiredir hem erkeğin maddi yükünü de kaldıracak potansiyele sahiptir. Bu durumda erkekten olgun olabilir. Bu kadar da olsun artık…
Bir diğer toplumsal yönlendirmeyse, yaşını almış erkeğin el-alem tarafından kendisine ‘vay be ne adam, hem de bu yaşta’ dedirtecek kendinden çok genç bir kadınla takılma halidir. Sanırsınız ki duygusal ve fiziksel performanslarını ispat etmek gibi bir yükümlülükleri vardır. Bu durumda kendinden yaşça çok büyük bir erkekle birlikte olabilen genç kadının, fettan (büyümüş ama küçülmemiş) hallerine dikkatinizi çekerim. Olsun, kime ne. Midesi bulanan bakmasın.
Psikolojik açıdan ise, uzmanlar, olgun kadın-genç erkek ilişkisinde erkeğin ana kuzusu olarak yetişmiş olmasından şüphe ederken, olgun erkek-genç kadın ilişkisinde kadının pasif baba modeli nedeniyle kendinden yaşça büyük erkeğe meyil etmesinden şüphe ederler. Pek heyecan verici değil ama sanırım kabul edilebilir. Amaç, her hangi bir nedenle mutlu olmak, menfaat bulmak…
Kalbim aşktan yanaysa da, kadın-erkek ilişkilerinde güçsüz olanın, karşı taraf vesilesi ile güç ve statü kazanma hevesi sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Karşılıklı sevgi-saygı dozu kabul edilebilir seviyede tutulabilirse, bunda da bir negatif durum olmaz.
Aşk ilişkisi mi, mantık ilişkisi mi?
Aşk ilişkisinin bir tarifini, “kızını serbest bırakırsan davulcuya, zurnacıya…” şeklinde Başbakan yaptı. Günümüz sosyo-ekonomik yapısında makbul olanın çıkar ilişkisi olduğu genel kabuldür.
Buraya kadar her şey normal, haklı kabul edilebilir. Evlilik dahil kadın-erkek ilişki müessesesi menfaat temellidir ve bunda üçüncü şahısları ilgilendiren kötü bir hal yok. Yine de olgun erkeğin genç kadın ile birlikteliği, olgun kadının genç erkek ile birlikteliğinden bir gömlek daha kabul edilebilir bir durumdur.
Internet; varlıklı-olgun erkek arayan genç kadın ve varlıklı-olgun kadın arayan genç erkek ilanları ile dolu. Ekonomi ciddi ciddi bozuk. Kimileri buna ahlak çöküntüsü de der. Ne kadar haklılar ya da değiller kimse bilemez.
Buraya kadar olan alan-satan memnun senaryoda, eşler arasında yaş farkı olması doğal da nereye kadar? Midemin kaldırabildiği yere kadar…
Hüseyin Üzmez’den sonra Halis Toprak da Türkiye’nin bir gerçeğine parmak bastı, kız çocuklarla ileri yaştaki yetişkin erkeklerin cinsel ilişkisi. Her ikisi de bunun toplumda çok yaygın olduğunu ve kız çocukları korumak adına erken yaşta resmi nikah yapılmasının serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Toprak, 18 yaş altı evlilikler, iki yüzlü kanuna göre mümkün olmadığı için resmi verilere yansımayan bir durumdan bahsetti.
En son Halis Toprak’ı izlerken insanlığımdan utandığımı belirtmeliyim. Ortada evlilik olmasına rağmen Hüseyin Üzmez’den bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Adam, 71 yaşında, hasta ve bakıma muhtaçmış. O yüzden genç bir hanım almalıymış ki gece tıkandığında ona baksın. Diğer taraftan, bu yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç adam 17 yaşında bir çocuğu cinsel yönden mutlu edebilecek kadar da hala erkekmiş (!) Belki rüyasında…
Halis Toprak, 17 yaşında hanım bulursam niye almayayım, salak mıyım dedi. Vicdansız olduğu kesin. Ayrıca bir çocuktan haz alabiliyorsa, hasta olarak da kabul edilir.
Hasta olan sadece bu insanlar değil. Yasalarımız ve yürütmemiz de hastadır. Yasalara bakın;
Türk Medeni Kanunu Madde 11 – Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar.
Türk Medeni Kanunu Madde 124 – Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.
Türk Medeni Kanunu Madde 12 – Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.
Böylece, Halis Toprak’ın evlilik yaşı 15’e indirilsin derken aslında yasalar tarafından destekli olduğunu ve aslında yasa yapıcının da toplumdaki resmi verilere yansımayan istismarın farkında olduğunu anlıyoruz.
Toplumun her katmanı uyanık. Kol kırılır yen içinde kalır. Diğer bir deyişle, Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanımız uyuyor mu? Toprak’ın karısı çocuk evlilik nedeniyle okuluna devam edemeyecek.
İstanbul’un göbeğinde yaptığım bir araştırmada, örneklemin önemli bir bölümünün kız çocuğun adet görmeye başlamasıyla birlikte (12-13 yaş) ergin kabul edileceği ve evlenmesinde bir sakınca olmadığı görüşünde olduğunu tespit ettim.
İşte yasa budur, işte toplum budur.
Eh, Halis Toprak SALAK mı? Çocuğun, gencin yüksek yararı da ne ola ki…
Bu olgulara rağmen kadın-erkek ilişkisinde basit cinsellik dışında “renkler” olmadığına inanmak istemiyorum.
Renklerin olmadığı yerde, hele bir de kadın 18 yaş altı ise, yetmedi aradaki yaş farkı 5’den fazla ise bunun cinsel istismar olduğunu savunuyorum. Mevcut yasaya göre istismar kabul edilebilmesi için 15 yaş üst sınırı mevcut.
Yetişkin genç kadınlar açısından da durum farklı değil bence. Kendine zarar vermek kanunlarımıza göre suç. Kendinden yaşça çok büyük olgun erkekle birlikte olmakla genç kadınlar aslında kendilerine zarar vermiyorlar mı? Neye rağmen menfaat… Bu nasıl bir menfaat.
Mevcut sosyo-ekonomik ortamda, şeklen ve eğitimsel olarak bu ihtilafın çözümü yoksa da bari bir sosyal hizmet uzmanının görüşü alınsa, hakim marifetiyle küçüğü olgun yetişkinin önüne atarken.
http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=49088&catid=32
Yorumlar