Ne söz varsa düne ait
Artık yeni şeyler söylemek lazım
MEVLANA
Devlet hantal, devlet meşgul, devlet kendi çıkarını düşünüyor… Ne derseniz deyin, Devlet, bizim devlet. Sürdürülmesinde yurttaş olarak benim ve ailemin menfaatimiz var.
Hayvan yanım ‘BENİM vicdanım’ dese de insan yanım ‘TOPLUM vicdanı’ diye fısıldıyor kulağıma. Şükürler olsun… Sorguluyorum ve düzene inanıyorum. Düzen iyi ve doğru olmayabilir ama düzen düzendir. Hele bir de demokrasinin kokularını taşıyorsa iyileştirilme ihtimali yüksektir ve umut vardır.
Diğer taraftan hangi demokratik ülkede yurttaşlar arasında olduğu gibi yurttaş ile devlet arasında ihtilaf olmaz? Hepsinde var. Ve maalesef dört dörtlük başarılmış bir demokrasi dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Çünkü demokrasiler, değişen yaşam koşullarına göre eğilip bükülen, doğrusu eğilip bükülmesi gereken, her koşulda bireyden önce toplum vicdanını ön planda tutan oluşumlar.
Peki, nereye kadar demokrasiyi eğip bükeceğiz, nereye kadar toplum için bireyi feda edeceğiz. Bunun kırılma noktasını geçmişte Askeri İdareler belirledi. Keşke devlet ve sivil toplum aklı selim olabilseydi, ben ben demeseydi de buna asker değil toplum vicdanı karar verseydi. Ama aydınlar başta olmak üzere ülkemiz insanı BENİM VİCDANIM, SENİN VİCDANIN meselesini modaya dönüştürmeye, bundan zevk almaya ve kendince prim yapmaya bayılır.
Demokrasimizle ne yapmak istediğimize geri dönecek olursak, burası bir hukuk devletidir. Hukuk işliyor, işlemiyor başka bir yazının konusu olabilir. Hukuk devletinde kanunların adil olup olmadığı da sorgulanabilir ama yargısız infaz en ilkel toplumlarda bile DEMOKRASİNİN DOĞRUDAN İNKAR EDİLMESİDİR.
Sözümün özü şudur, aydınlar, henüz dünyanın hiçbir yerinde hükme bağlanmamış Ermeni Soykırımı iddialarını kendileri çalmışlar, kendileri oynamışlar ve kendileri özür dilemişlerdir. Savunularında BENİM VİCDANIM rahatsız diyebilmiş, demokrasinin ruhunu asla anlamadıklarını açık yüreklilikle ve özgürce ifade etmişlerdir. Gerçekten ayıp etmişlerdir, kafatasçılık yapmışlardır, kafatasçılık yapılmasına zemini özene bezene hazırlamışlardır.
BENİM VİCDANIM ise şöyle söylüyor; ben bir hukuk devletinde yaşıyorum, ama öyle ama böyle her şeyin hukuka uygun olmasından yanayım. Aksi bizi işte kaosa yürütüyor, aydın marifetiyle. Ve tabii, aydınların adının geçtiği ozurdiliyoruz.com sitesi hukuka aykırı bir yapılanmadır.
Web sitesinin yöneticisi belli değildir, sitenin sahibinin adı gizlidir, sitenin IP adresi sorgulandığında UNITED STATES olduğu karşımıza çıkmaktadır. (Dikkat: Aydınlar Amerika bazlı bir sitede sözde Ermeni Soykırımını lanetlemişlerdir) İletişim adresi yoktur. Oysa ki; Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 3. Maddesi, “İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usuller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre; bu web sayfası Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edilebilir.
Diğer taraftan bu bir imza kampanyasıdır ve web sayfasında herhangi bir valilik izni detayı mevcut değildir.
Aydınlar kendince vicdanlarını ifade etmek için hukuk dışı davranmışlar, bir milleti yargısız mahkum etmişler ve Başbakan’ın demokrasi anlayışına da aynı anda laf edebilmişlerdir.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyeceğim…
Dedelerimi yiyen dinozorlardan hesap soracak aydın yok mu bu memlekette?!
Ya da hukuk tanıyan, anarşist ruhunu yaşının verdiği olgunlukla dizginleyebilen, yol yöntem bilen, kamu vicdanını bilen/tanıyan/anlayan, agresiflikten medet ummayan, milliyetçilik sıfatını kafatasçılık ile karıştırmayan aydın yok mu bu memlekette?
Bir flaş haber size ya da son dakika mı demeliyim; bu web sitesi DUR DE GİRİŞİMİ tarafından yapılandırılmış ve aydınların sahiplenmelerine sinirleniyorlar. Sitede on-line katılım formu düzenleyeceklerini ve imza kampanyasının bir yıl boyunca sürdürüleceğini belirtiyorlar.
DUR DE GİRİŞİMİ de yasal bir oluşum gibi durmuyor. Irkçılık ve milliyetçilikle mücadele eden bir grup aktivist olarak tanımlamışlar kendilerini. www.durde.org ziyaret edilebilir. Web sayfası ve elektronik posta adresinden başka “künyeleri açık ve herkesin kolay ulaşımına uygun şekilde” ilan da edilmemiş. Web sayfasından Türkiye çapında toplantılar yaptıkları, yandaş topladıkları, eğitimler gerçekleştirdikleri anlaşılıyor.
Memlekette platform kurmak Dernekler Kanununda tarifleniyor, imza kampanyaları da izne bağlı. Cumhuriyet Başsavcıları’na duyurulur.
Hukuk çiğneyerek “aydın ifadesi” özgürlüğüne sığınmaya çalışanlarla soykırım tartışmanın bir değeri olmaz. Eh, bu konu adet yerini bulsun diye de tartışılmaz ki. Toplum vicdanı diye bir şey var.
Keşke aydınlarımız, imza koyacakları sayfanın menşeini de sorgulamayı akıl edebilecek nitelikte olsalardı. Belki de sorgulamışlar ve öyle imzalamışlardır. Ne de olsa aydınlar…
Yorumlar