Adli Raporlarda At Koşturma Dönemi Bitiyor

Mahkemelerde dön dolaş iş nihayetinde bilirkişi raporlarında biter. Adaletin güvenilirliği adli tıp raporlarına da bağlıdır. Oysaki yargının güvenilirliği uzun yıllardan beri hukukçular bazında sorgulanmış olmakla maalesef adli raporlamaların karara etkilerini sorgulamak kimsenin aklına gelmemiştir.

Son birkaç yıldır ise bu raporlar artık sorgulanmakta ve elimden geçen dosyalarda hakimlerin bilirkişi raporlarının aksine karar aldıklarını gözlemlemekteyim. Demek ki adli raporlamalarda at koşturma dönemi kapanmaya başladı. Bilirkişilik sistemi de buna uygun olarak yeniden yapılanmak zorunda.

Yargıtaya giden ve bozulan her karar hakimin siciline paşa paşa işleniyorsa, bilirkişilerin de kanaatimdir beyanlarının ardına saklanma dönemleri artık geride kalacak.

İster yeni bir trend deyin, isterseniz gelişen toplumlar içerisinde suç, suçlu, mağdur kavramları değişti de ondandır deyin ya da mevzuatların sürekli değişmesi deyin, ne derseniz deyin dünyada adli tıp (bilirkişilik) sistemleri değişmeye, ilgili kurumlar yeniden yapılanmaya başladı.

Türkiye’de her zaman olduğu gibi gerek duyulan sistem değişimine karşı bir direnç tabii ki mevcut. Memur zihniyeti olarak da bilinen bu direnç eğitim sistemimizden kaynaklı. Bize okullarda sorgulamayı değil sorgulamamayı öğrettiler, öğretiyorlar. Ama bu direnç mutlaka kırılacaktır çünkü artık sistem toplum içerisinde güvenilirliğini tümden yitirdi.

Resmi bilirkişilik sisteminin sorgulanmasının yolunu özel bilirkişilerden aldığı raporlarla resmi bilirkişi raporlarını sorgulayabilir hale gelen ihtilaf yönetim uzmanları açtı. Günümüzde hukukçular ihtilafların çok önemli bir bölümünün hukuk dışı konulardan kaynaklandığını, aleyhte gelen resmi bilirkişi raporlarına salt “itiraz ediyorum” demekle bir yere gelemeyeceklerini, bir uzmanın tanzim ettiği rapora sadece bir başka aynı konunun uzmanının hazırlayacağı rapor ile itiraz edilebileceğini kavradılar. Eh kolay değil, adaletin kestiği parmak kanamaz olguları giderek artmakta. Haklı davalarında haksız çıkan müvekkiller de “neler oluyor” diye hukukçularını sorgulamaya başladılar. Yoksa hukukçuların da can-ı gönülden değişimden yana olduklarını söylemek doğru olmaz. Mecburiyetten…

Araya bir ipucu ekleyeyim; özel bilirkişilerden alınan raporları ihtilaf yönetim uzmanları (örneğin Anayasa Mahkemesinde bunlara raportörler de denir) dava dilekçelerinin eki olarak değil bizzat dilekçenin içeriği olarak kullanmaktalar. Çünkü hakimler de aslında özel bilirkişilik müessesesine karşı duruş sergilemekte ve bu raporları dikkate almamaktadırlar. Gerekçe olarak genellikle, “bu rapor aleyhinize gelseydi mahkemeye sunacak mıydınız” kullanılmakta. Yani hakimler de aslında resmi ve özel bilirkişileri pek güvenilir bulmamakta ancak Adli Tıp Kurumu raporlarına göre nihai kararı vererek, kararlarını hesapta Devlet koruması altına almaya çalışmaktadırlar.

İşte bu bile başlı başına bir kaos ve kim ne derse desin acil müdahale gerektiği kesin.

Yani biz gönüllü olsak da olmasak da bilirkişilik müessesesi köklü değişim geçirecek, adli raporlamalar mutlaka bir standarda oturtulacak. Adli Tıp Kurumu da bu arada yeniden yapılanmadan nasibini alacak.

Bu yeniden yapılanma lafını yönetim uzmanı olmayan uzmanlar farklı algılamaktalar. Yeniden yapılanma, yeni muayene veya test teknikleri oluşturulacak anlamına gelmiyor. Bu bir yönetim yapılanmasıdır ve her alanda raporlamanın kaliteye yani standartlara kavuşturulması yani rapor yazarken uzmanın at koşturma özgürlüğünün fail ya da mağdur lehine kısıtlanmasıdır.

Yapılanma değişikliklerinin öncülüğünü Amerika üstlendi. Nereden mi biliyorum? Prof. Dr. Mete Gülmen’den duydum.

Mete Korkut Gülmen, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyesi. Adli patoloji, adli odontoloji, kitlesel facialarda organizasyon, ani kardiak ölümlerde patoloji, hekimlik uygulamalarında etik, çevre toksikolojisi ve sistemik patolojik etkileri konularında çalışan çok değerli bir hocamız.

Kendisinin bir başka kimliği daha var. Mediterranean Academy of Forensic Sciences (MAFS) (Akdeniz Adli Bilimler Akademisi) Türkiye Başkanı. Bu yıl MAFS Kongresine Türkiye evsahipliği yapıyor. Bu kongre, ihtilaf yönetim uzmanlarının da çok yakın ilgisini çekiyor. Nasıl çekmesin, bu yıl kongrede olmazsa olmaz, insan hakları, çocuk hakları, olay yeri incelemesi, DNA veri bankası, uyuşturucu madde araştırması, adli toksikoloji, adli entomoliji, adli hemşirelik, adli diş hekimliği, adli belge inceleme gibi test ve muayene konuları dışında adli bilimlerde yeniden yapılanma, akreditasyon ve kalite yönetimi konuları da çok yeni olarak ele alınıyor.

Keşke çok daha önceleri ele alınsaydı da bu durumlara düşülmeseydi demek istiyorum ama kısmet bu zamanaymış. O yüzden bu kongreyi çok önemsiyorum. Nasıl önemsemem, mevcut sistem içerisinde ihtilafı yönetmek kolay mı sanıyorsunuz. Tabii diğer taraftan bu karmaşa içerisinde daha çok dosya elime geçiyor, kıymetleniyorum ama benim refahım biraz rafa kalkabilir. Bende memur zihniyeti hiç gelişmemiş…

Kongre oldukça önemli ve popüler isimleri ağırlayacak. Bunları Prof. Dr. Mete Gülmen’den dinlediğim gibi aktarayım. Gülmen, ülkemizin çağdaş ve demokratik hukuk devleti olmasında adli tıp ve adli bilimlerin önemli bir yer tuttuğu, bu bilim dalları geliştikçe, işlevselleştikçe daha şeffaf, daha güvenilir ve daha demokratik bir hukuk düzenine kavuşacağımıza olan inancı ile bu kongeyi düzenliyor. Kongre hakkında bilgilenmek isterseniz www.mafs2009.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Mete Gülmen özellikle ülkemiz Adli Tıp Kurumu’nun ve Adli Bilimler bilirkişi mercilerinin yeniden yapılanma sürecinde olduğu bugünlerde, 14-18 Ekim tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek kongrenin ilk gün özel oturumunu çok önemsiyor. Bu özel oturumda, dünyada Adli Bilimler’in yapılanma sorunları görüşülecek. Amerikan Adli Bilimler Akademisi eski başkanı Dr. Ronald Singer, Amerikan Başkanı’nın ve Amerikan Bilim Akademisi’nin isteği üzerine Amerikan Adli Bilimler Akademisi’nin nasıl yeniden yapılandırıldığını anlatacak.

John F. Kennedy suikasti, O.J. Simpson davası, ünlü dizi “Kaçak” (The Fugitive) için esin kaynağı olan Sam Shepard cinayeti, Lindbergh kanununun çıkarılmasına sebep olan Lindbergh cinayeti, Beyaz Saray danışmanı Vincent Foster vakası gibi medyada yer bulmuş birçok ünlü dava üzerinde bilirkişilik yapan dünyaca ünlü Prof. Dr. Henry Lee de kongrede, “Olay Yeri İncelemesi, Temel İlkeleri ve Ana Hatları” konulu bir konuşma yapacak.

Amerikan Adli Bilimler ve Dünya Adli Bilimler Akademi’lerinin onur ödüllerinin yanı sıra defalarca bilim ödülü kazanmış olan Dr. Lee, aynı zamanda Hollywood yapımı meşhur adli tıp dizilerinin esin kaynağı, CSI televizyon dizisinin baş karakterlerinin arkasındaki gerçek kahraman.

Kongreye çok sayıda yerli ve yabancı kıymetler katılıyor. Her birini dinlemek için sabırsızlanıyorum. Bir diğer sabırsızlanmam ise Prof. Dr. Mete Gülmen ile birlikte kongrenin, özellikle yeniden yapılanmanın analizini yapacak olmamız. Dr. Ronald Singer ve Prof. Dr. Henry Lee ve diğer önemli uzmanlarla yüzyüze konuşma fırsatı bulacak olmam da adli raporlamalarda standart oluşturma çalışmalarıma çok önemli ışık tutacak inancındayım.

Umarım haftaya, beni şimdiden çok heyecanlandıran bu sohpetleri yazma fırsatı bulurum.

Şimdiden sevgili Prof. Dr. Gülmen’e teşekkürlerimle…


http://www.kanaldhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=52642&catid=32

Yorumlar